13 Mart 2015 Cuma

Adım gibi biliyordum, öylesine biri olmayacağını..

Şimdi şöyle bi durum var. Ben bu adamı zaten Eylül ayından beri tanıyorum. Fakat sadece arkadaşım gözüyle baktığım bir adamın, benim için öylesine biri olmıcağını anlamam bir cafe de belli oldu. İşte bilirsiniz dershane sonrasıdır, derslerden sıkılmışsınızdır ve cafede oturmaya gidiceksinizdir. Gittikte.. Gitmez olsaydık o ayrı. Eğer tesadüfen gidilmeseydi oraya, ne bu güzel günler yaşanıcaktı ne de bu üzüntüler. Bu yazıları bu adamla ayrıldıktan sonra yazdığımı söylememe gerek yok sanırım. Bu arada adam diyorum ya. Benim için erkekler; erkekler ve adamlar olarak ikiye ayrılıyor. Erkeklik basit birşeyse de, adamlık çok farklı bir olgudur. İşte cafeye gittik biz arkadaşlarla, buda geldi. Toplam 6 kişi falanız, samimi bir ortam. Ama o gün de deli gibi hastayım,yüzümde makyaja dair en ufak birşey yok. Bildiğin domuz suratına falan benziyorum. Masanın en ucunda oturan adam geldi benim yanıma oturdu. Tamam güzel de, benimle konusmuyor. Karşımdaki benim en yakın arkadaşım saydığım kızla sürekli bişeyler konuşuyor. İşte deist muhabbetlerinden tutunda, erkeklerin iç dünyası hakkında bir sürü tezler söylüyo falan. Açıkcası yanıma oturupta benimle konusmaması sinirimi bozdu. Tabi ben durur muyum, asla. Bir şekilde bende katıldım muhabbete, ayrıca en sevdiğim konuları konuşuyolar neden susayım ki, aptal! Sonra ben bişey söyledim, bu beni alnımdan öptü. Haydaaa.. İşte o an başladı herşey. Adamda ne var biliyo musunuz? Size çok yakın gibi, aslında çok uzak gibi. Hep kalıcakmış ama aslında her an gidebilirmiş gibi. Yıllardır tanıyormuscasına bir his geldi. İşte o an dedim ki bu adam benim için öylesine biri olmıcak ve güzel günler gecireceğiz. İster 1 yıl sürsün, ister 1 ay. Ama asla ve asla sadece arkadaşım olmıcak. Deli gibi zaten hastayım bide bu çocuğun ismi ona hiç yakışmıyor. Mesela şey olarak düşünün bunu ; Kıvanç Tatlıtuğ'nun isminin aslında Abdurrahman olsa mesela, öyle birşey yani. O yüzden de bunun lakabı var isminin kısaltması gibi, herkes ona öyle sesleniyor. Gerçek ismini söyleyince onunda rahatsız olduğu belli. Tabi ben durur muyum hep kendi ismini söylüyorum. Buda en sonunda bana lakabımla hitap edebilirsin dedi ama gram gelmiyo içimden hatta telefonuna öyle kaydetmemi söyledi. Ama bildiğin yem attı, artık yersem.. Neyse kalktık cafeden. Eve geldim. Deli gibi çocuğa mesaj atmak istiyorum. Bahanelerden nefret eden ben, buldum güzel bi bahane. Aldım ekran görüntüsünü attım buna bak dedim böyle kaydettim.. Derken öyle konuşmaya başladık ama kısa sürdü. Ertesi gün oldu, akşam saatleri falan.. Deli gibi mesaj atsın istiyorum evrene mesaj atmasıyla ilgili mesajlar yolluyorum falan. TAK! mesaj geldi. XXX nasıl olduun :) diye.. Allah dedim sen bu mesajı attın ya ben kötüysem de iyi olurum zaten.. İşte bundan sonrası hep bu çocuğun gizemli hareketleri üzerine.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder