Benimle alışık olmadığım derin bir konuşma yapıp, kaybolduğumda ne yapacağımı sormuştu. Cevap basitti. Bu hayat bana başım sıkıştığında kimseye koşmamam gerektiğini öğretmişti. Zaten her tarafı karanlık olan birini daha ne kadar kaybolmakla korkutabilirsin ki? Beni karanlıktan çektiğinde ona ihtiyacım olduğunu söylemişti. Gülümsedim. Ufak bir aydınlığı karanlığıma değişmem demiştim. Öyle olmadı tabi. Ayırt etmemi istedi; bana karanlığın mı iyi geleceğini, yoksa onun mu? Karanlık, karanlık diye kendimi parçalasam da ona ihtiyacım olduğunu biliyordu, bana iyi geleceğini biliyordu. Fakat gittiği gün, ona ihtiyacım olmadığını anlıcağımı söylemişti.
-
"Avını tanırsan öyle bir ihitmal yok, tıpkı define avcıları gibi. Çok tuzak vardır, tuzak kurmuşlardır, bir tarafını kaybedebilirsin. Tılsımlamışlardır, çarpılabilirsin. Zehirli bir hayvan vardır, sokulursun. Gizli bir girişi vardır, mahsur kalırsın. Ama; bunların hepsini bilirsen, o hazineyi alır çıkarsın."
-
Alış, tekrarı yok.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder